Yapay Zekâ Felsefesi: Zihinden Simülasyona Uzanan Bir Kırılma
Felsefe bölümünde öğrenci olduğum yıllarda neredeyse her filozof beni ayrı bir yerden sarsardı. Thales'in evreni açıklama cesareti, Aristoteles'in düzen tutkusu, Descartes'ın kuşkusu, Kant'ın sınır çizme çabası… Baudrillard'a gelindiğinde ise artık insanı değil, insanın ürettiği imgeleri düşünmeye başlamıştım. Ortak payda şuydu: İnsan, sanıldığından çok daha karmaşık; fakat bir o kadar da kendi ürettiklerine teslim olmaya müsaitti. Uzun süre bu karmaşıklığın doğal adresi zihin felsefesi oldu. Bilinç, düşünce, anlam, niyet ve özgür irade gibi kavramlar insan merkezli bir çerçevede tartışıldı. Zihin felsefesi, "insan nasıl düşünür?" sorusunu merkeze alarak ilerledi. Ancak teknoloji geliştikçe, bu soru tek başına yeterli olmamaya başladı. Bir kırılma yaşandı. Artık mesele yalnızca zihni anlamak değil, zihni taklit eden sistemlerle birlikte düşünmekti. İşte bu noktada, zihin felsefesinin içinden doğan ama ondan ayrılan yeni bir alan belirginleşti: Yap...