YAPAY ZEKÂ ÇAĞINDA TEMBELLİK, DENETİM VE ZİHİNSEL EGEMENLİK: ZİHNİN OTOPİLOTU MU, İNSANIN KALDIRACI MI?
Geçenlerde kendimi şöyle bir şey yaparken yakaladım: Aklıma bir soru takıldı ve cevabını düşünmeye başlamadan, daha ilk saniyede elim ekrana gitti. Oysa eskiden o soruyu bir süre zihnimde çevirir, bir kenara not eder, belki akşam bir kitabın sayfaları arasında cevabına rastlardım. Arada geçen o süre, aslında düşünmenin kendisiydi. Şimdi o süre neredeyse sıfır. Gelen cevap doğru muydu? Büyük ihtimalle. Peki ben o cevaba giderken bir şey öğrendim mi? İşte orası şüpheli. Küçük bir an, ama içinde büyük bir soru saklıyor. Çünkü mesele yapay zekânın ne kadar iyi cevap verdiği değil; biz cevabı alırken zihnimizde neyin açık, neyin kapalı kaldığıdır. Ben dahil çoğumuz bu soruyu hiç sormadan, çağın en güçlü aracını elimize almış durumdayız. Üstelik bu soruyu sormamızın önünde bir engel daha var. Tartışmanın kendisi zaten yanlış bir yerden kurgulanmaktadır. Nedir bu tartışma sorusu…? Yapay zekâ tartışmaları ile ilgili her yerde karşıma çıkan konu şu: "Üretici mi olacaksın, tüketici m...