Kayıtlar

Tefekkür Tutulması: Dataizm, Elmalılı ve Vicdanın Sömürgeleştirilmesi

Resim
1. Felsefî Rekonstrüksiyon: Neden Elmalılı, Neden Şimdi? Kadim hakikatler ile modern krizler arasında köprü kurmak, entelektüel bir lüks değil, varoluşsal bir zorunluluktur. Bu yazıda başvuracağım yöntem, "felsefî rekonstrüksiyon" dur. Rekonstrüksiyon, tozlu raflarda kalmış düşünceleri bir müze vitrinindeki obje gibi seyretmek değildir. Kadim bir mimarinin taşıyıcı sütunlarını sökmeden, onu bugünün ihtiyaçlarına göre yeniden ayağa kaldırmaktır. Restorasyon geçmişi korur, rekonstrüksiyon geçmişi konuşturur. İnsanlık tarihi, bir yönüyle otoritenin adres değiştirdiği uzun bir yolculuktur. Orta Çağ'da otoritenin kaynağı Tanrı'ydı. Aydınlanma ile bu merkez "İnsan"a ve onun rasyonel aklına kaydı. Bugün Yuval Noah Harari'nin "Dataizm" adını verdiği yeni bir eşikteyiz. Otorite artık insandan ağ bağlantılı algoritmalara devrediliyor. Verinin kutsandığı bu çağda, Elmalılı Hamdi Yazır'ın bir asır önce Batı düşüncesine yönelttiği eleştiriler be...

Tip-1 Diyabetin "Tarihe Karıştığı" O Gün Geliyor mu? 2026’dan Umut Veren Bir Bakış

Resim
  1. Pankreasın Sessiz Vedasına Samimi Bir Merhaba Tip-1 diyabetle yaşamak; her lokmayı bir matematik problemine dönüştürmek, gece yarısı uykunun en tatlı yerinde çalan o keskin hipoglisemi alarmlarıyla irkilmek ve parmak uçlarında biriken küçük iğne izlerini birer hayat nişanı gibi taşımaktır. Bu yolculuk sadece teknik bir "şeker yönetimi" değil, her gün yeniden kazanılması gereken duygusal bir zaferdir. Aslında her şey, pankreasın içindeki o minik fabrikaların (adacık hücreleri), bağışıklık sisteminin bir "yanlış anlaşılması" sonucu kapılarını kapatıp sessiz bir vedaya zorlanmasıyla başladı. Ancak bugün, 2026 yılının Ağustos ayından geriye dönüp baktığımızda şunu gururla söyleyebiliyoruz: Bilim hiç olmadığı kadar hızlı ilerliyor ve artık bu yolda asla yalnız değilsiniz. 2. Bugünün Kahramanı: "Yapay Pankreas" ve Yapay Zekâ Eskiden "geleceğin teknolojisi" olarak konuştuğumuz yapay zekâ destekli kapalı devre sistemler (yapay pankreas), Amerikan Di...

Kolaylaşan Bilgi, Zorlaşan Düşünce: Yapay Zekâ Çağında Zihinsel Yetkiyi Korumak

Resim
  Yapay zekâ bize yalnızca cevap vermiyor; düşünmenin hangi bölümünü artık kendimizin yapmayacağına da sessizce karar verdiriyor. Yapay zekâ hakkında son yıllarda sıkça tekrarlanan bir soru var: “Yapay zekâ bizi tembelleştiriyor mu?” Bence bu soru artık meseleyi açıklamak için yeterli değil. Çünkü ChatGPT'ye bir metin özetletmek, Claude'a uzun bir raporu inceletmek, Gemini'ye kaynakları karşılaştırmak ya da başka bir modele kod yazdırmak tek başına zihinsel tembellik anlamına gelmemektedir. İnsanlık zaten tarih boyunca hesaplama, hatırlama, kayıt tutma ve bilgiye ulaşma gibi pek çok işi araçlara devretmiştir. Hesap makinesi çıktı diye matematik bitmedi. Hatta değeri daha da arttı diyebilirim. GPS kullanmaya başladık diye yön kavramı ortadan kalkmadı. Arama motorları hayatımıza girdi diye araştırma sona ermedi. Şimdi ise çok daha farklı bir eşikteyiz. Çünkü üretken yapay zekâ yalnızca bilgiye ulaşmamızı kolaylaştırmıyor; bilginin işlenmesi sırasında daha önce insan zihninin ...

Dijital Bozkırın Şafağı: Türkiye’nin Yapay Zekâda Büyük Sıçrayışı

Resim
  1. Verinin Gücüyle Yeniden Doğuş: 785 Programlık Devrim Türkiye, "Milli Teknoloji Hamlesi" vizyonunun akademik ayağını, cumhuriyet tarihinin en radikal kapasite artışlarından biriyle inşa ediyor. Temmuz 2026 itibarıyla yükseköğretim sistemimiz, 171 üniversiteye yayılmış 785 programlık devasa bir dijital ekosisteme dönüştü. Burada "785" rakamı sadece nicel bir büyüklüğü değil; yapay zekâ, bilişim, siber güvenlik ve veri bilimini kapsayan bütünleşik bir stratejik portföyü temsil etmektedir. Son üç yılda açılan 81 yeni programla birlikte, bu alandaki eğitim kapasitesi toplamda 7 katlık devasa bir büyüme sergilemiştir. Özellikle dijital dünyanın "aranan eleman" ihtiyacını karşılamak üzere ön lisans kontenjanlarında yaşanan 4 katlık artış, Türkiye’nin operasyonel teknoloji rollerini doldurma konusundaki kararlılığını göstermektedir. Yükseköğretim Yapay Zekâ ve Bilişim Kontenjan Gelişimi Eğitim Düzeyi Önceki Kapasite 2026-YKS Kapasitesi Artış Oranı (%) Ön Lisa...

YAPAY ZEKÂ ÇAĞINDA TEMBELLİK, DENETİM VE ZİHİNSEL EGEMENLİK: ZİHNİN OTOPİLOTU MU, İNSANIN KALDIRACI MI?

Resim
  Geçenlerde kendimi şöyle bir şey yaparken yakaladım: Aklıma bir soru takıldı ve cevabını düşünmeye başlamadan, daha ilk saniyede elim ekrana gitti. Oysa eskiden o soruyu bir süre zihnimde çevirir, bir kenara not eder, belki akşam bir kitabın sayfaları arasında cevabına rastlardım. Arada geçen o süre, aslında düşünmenin kendisiydi. Şimdi o süre neredeyse sıfır. Gelen cevap doğru muydu? Büyük ihtimalle. Peki ben o cevaba giderken bir şey öğrendim mi? İşte orası şüpheli. Küçük bir an, ama içinde büyük bir soru saklıyor. Çünkü mesele yapay zekânın ne kadar iyi cevap verdiği değil; biz cevabı alırken zihnimizde neyin açık, neyin kapalı kaldığıdır. Ben dahil çoğumuz bu soruyu hiç sormadan, çağın en güçlü aracını elimize almış durumdayız. Üstelik bu soruyu sormamızın önünde bir engel daha var. Tartışmanın kendisi zaten yanlış bir yerden kurgulanmaktadır. Nedir bu tartışma sorusu…? Yapay zekâ tartışmaları ile ilgili her yerde karşıma çıkan konu şu: "Üretici mi olacaksın, tüketici m...

Okumanın Sonu mu, Düşüncenin Bölünüşü mü? Post-Okuryazar Çağda Yapay Zeka, Derin Okuma ve Zihinsel Egemenlik

Resim
       Felsefeye, teknolojiye ve sürekli öğrenmeye olan tutkum, beni her zaman kelimelerin, kavramların ve bilginin kökenlerine doğru bitmek bilmez bir arayışa itmiştir. Hayatım boyunca disiplinin, derin araştırmanın ve bir konuyu tüm katmanlarıyla öğrenmenin değerine inandım. Ancak bugün, insanlık olarak bilgiyle kurduğumuz ilişkinin temelden sarsıldığı tarihi bir eşikte durduğumuzu içten içe düşünmeye başladım.       Antik dünyada İskenderiye Kütüphanesi yandığında, insanlık bilginin fiziksel olarak yok oluşunun acısını ve dehşetini yaşamıştı. Oysa bugün kütüphaneler yanmıyor; dünyanın en büyük veri tabanları, devasa arşivler ve yapay zekâ modelleri kelimenin tam anlamıyla parmaklarımızın ucunda bulunuyor. Fakat bu bilgi bolluğunun ve kusursuz erişilebilirliğin ortasında çok daha sinsi, çok daha sessiz bir ontolojik krizle karşı karşıyayız. Bilgiye eşi görülmemiş bir hızla ulaşabiliyoruz, ancak o bilgiyi işleme, derinlemesine anlama, bağlamına o...