Okumanın Sonu mu, Düşüncenin Bölünüşü mü? Post-Okuryazar Çağda Yapay Zeka, Derin Okuma ve Zihinsel Egemenlik
Felsefeye, teknolojiye ve sürekli öğrenmeye olan tutkum, beni her zaman kelimelerin, kavramların ve bilginin kökenlerine doğru bitmek bilmez bir arayışa itmiştir. Hayatım boyunca disiplinin, derin araştırmanın ve bir konuyu tüm katmanlarıyla öğrenmenin değerine inandım. Ancak bugün, insanlık olarak bilgiyle kurduğumuz ilişkinin temelden sarsıldığı tarihi bir eşikte durduğumuzu içten içe düşünmeye başladım. Antik dünyada İskenderiye Kütüphanesi yandığında, insanlık bilginin fiziksel olarak yok oluşunun acısını ve dehşetini yaşamıştı. Oysa bugün kütüphaneler yanmıyor; dünyanın en büyük veri tabanları, devasa arşivler ve yapay zekâ modelleri kelimenin tam anlamıyla parmaklarımızın ucunda bulunuyor. Fakat bu bilgi bolluğunun ve kusursuz erişilebilirliğin ortasında çok daha sinsi, çok daha sessiz bir ontolojik krizle karşı karşıyayız. Bilgiye eşi görülmemiş bir hızla ulaşabiliyoruz, ancak o bilgiyi işleme, derinlemesine anlama, bağlamına o...