Kayıtlar

Temmuz, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

YAPAY ZEKÂ ÇAĞINDA TEMBELLİK, DENETİM VE ZİHİNSEL EGEMENLİK: ZİHNİN OTOPİLOTU MU, İNSANIN KALDIRACI MI?

Resim
  Geçenlerde kendimi şöyle bir şey yaparken yakaladım: Aklıma bir soru takıldı ve cevabını düşünmeye başlamadan, daha ilk saniyede elim ekrana gitti. Oysa eskiden o soruyu bir süre zihnimde çevirir, bir kenara not eder, belki akşam bir kitabın sayfaları arasında cevabına rastlardım. Arada geçen o süre, aslında düşünmenin kendisiydi. Şimdi o süre neredeyse sıfır. Gelen cevap doğru muydu? Büyük ihtimalle. Peki ben o cevaba giderken bir şey öğrendim mi? İşte orası şüpheli. Küçük bir an, ama içinde büyük bir soru saklıyor. Çünkü mesele yapay zekânın ne kadar iyi cevap verdiği değil; biz cevabı alırken zihnimizde neyin açık, neyin kapalı kaldığıdır. Ben dahil çoğumuz bu soruyu hiç sormadan, çağın en güçlü aracını elimize almış durumdayız. Üstelik bu soruyu sormamızın önünde bir engel daha var. Tartışmanın kendisi zaten yanlış bir yerden kurgulanmaktadır. Nedir bu tartışma sorusu…? Yapay zekâ tartışmaları ile ilgili her yerde karşıma çıkan konu şu: "Üretici mi olacaksın, tüketici m...

Okumanın Sonu mu, Düşüncenin Bölünüşü mü? Post-Okuryazar Çağda Yapay Zeka, Derin Okuma ve Zihinsel Egemenlik

Resim
       Felsefeye, teknolojiye ve sürekli öğrenmeye olan tutkum, beni her zaman kelimelerin, kavramların ve bilginin kökenlerine doğru bitmek bilmez bir arayışa itmiştir. Hayatım boyunca disiplinin, derin araştırmanın ve bir konuyu tüm katmanlarıyla öğrenmenin değerine inandım. Ancak bugün, insanlık olarak bilgiyle kurduğumuz ilişkinin temelden sarsıldığı tarihi bir eşikte durduğumuzu içten içe düşünmeye başladım.       Antik dünyada İskenderiye Kütüphanesi yandığında, insanlık bilginin fiziksel olarak yok oluşunun acısını ve dehşetini yaşamıştı. Oysa bugün kütüphaneler yanmıyor; dünyanın en büyük veri tabanları, devasa arşivler ve yapay zekâ modelleri kelimenin tam anlamıyla parmaklarımızın ucunda bulunuyor. Fakat bu bilgi bolluğunun ve kusursuz erişilebilirliğin ortasında çok daha sinsi, çok daha sessiz bir ontolojik krizle karşı karşıyayız. Bilgiye eşi görülmemiş bir hızla ulaşabiliyoruz, ancak o bilgiyi işleme, derinlemesine anlama, bağlamına o...

Yapay Zekâ ile Gelen Yeni Kelimeler: Geleceğin Dilini Konuşmaya Hazır mısınız?

Resim
  Teknoloji Değişince Dil de Değişiyor      Her büyük teknolojik dönüşüm, beraberinde yeni bir sözlük getirir. İnternet hayatımıza girdiğinde "e-posta", "tarayıcı", "bağlantı" gibi kelimeleri öğrendik. Akıllı telefonlar yaygınlaştığında "uygulama", "bildirim", "kaydırmak" günlük konuşmamıza yerleşti. Şimdi sıra yapay zekâ çağında ve bu çağın sözlüğü şimdiden şekillenmeye başladı.      Millî Eğitim Bakanlığı'nın yayımladığı "Eğitimde Yapay Zekâ Politika Belgesi ve Eylem Planı (2025–2029)" çerçevesinde öne çıkan bu kavramlar, aslında bize önemli bir mesaj veriyor: Yapay zekâ yalnızca makineleri değil; davranışlarımızı, alışkanlıklarımızı ve hatta dilimizi de dönüştürüyor.      Peki bu kavramları neden öğrenmeliyiz? Cevap basit: Yapay zekâyı doğru kullanmak onu anlamaktan, onu anlamak ise onun dilini öğrenmekten geçer. Yabancı bir ülkeye taşındığınızı düşünün; o ülkenin dilini bilmeden alışveriş belki yapabilirsiniz...